HORLAMA

Blog Image

HORLAMA

2005 yılında ülkemizde yapılan bir çalışmada horlama görülme sıklığı kadınlarda % 8.9, erkeklerde ise % 29.5 olarak bulunmuştur. Uykuda solunum esnasında çıkan gürültülü sestir. Burundan ses tellerine kadar olan herhangi bir yerdeki hastalığa veya anatomik varyasyona bağlı olarak görülebilir. Bu bölgede sorun varsa endoskopik muayene ile ortaya konur. Burun tıkanıklıkları horlama nedenidir. Burun tıkanıklığı düzeltilirse horlama geçebilir. Burun dışında küçük dil horlamada en çok suçlanan yapılardan biridir. Hızlı hava geçişi esnasında titreşim yolu ile horlama sesi çıkar. Devamlı titreşim neticesinde küçük dil zamanla büyür ve uzar. Küçük dile yapılacak ameliyatlar ile horlama yüksek oranda başarı ile tedavi edilebilir. Ancak bazen horlama dil kökü kaynaklı olabilir. Daralmış dil kökünden hızla geçen hava ıslıkvari bir ses çıkartarak horlamaya neden olabilir. Küçük dile yönelik ameliyatlar bu durumda işe yaramaz. Şiddetli horlama, uykuda nefes durması (uyku apnesi) hastalığını işaret eden bir yakınma olabileceğinden hastalar bu yönden araştırılmalı gerekirse ve uyku testi yapılmalıdır.

UYKUDA NEFES DURMASI HASTALIĞI ( UYKU APNESİ )

Uykuda solunumun %50 den fazla azalması veya tamamen durması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Bu solunum olaylarının belli bir sayının üstünde olması gerekir. Yetişkinlerde saatte en az 5 kez, çocuklarda ise iki nefes arasındaki süre kadar olması hastalık tanısı için yeterlidir. Tanı uyku testi ile konur. Uyku testi başa, yüze ve vücuda çeşitli sensörler bağlanarak yapılan ve bütün bir gece uykusu sırasında alınan kayıtların değerlendirilmesi ile yapılır.

Çocuklarda uyku apnesine genellikle büyümüş geniz eti ve bademcik neden olur. Bu büyümeye bağlı tıkanıklıklar ameliyatla açılırsa hastalık düzelir.

Uykuda solunum durması hastalığında gece uykusu verimsizdir. Kaliteli ve verimli bir uyku uyuyamayan hastanın yaşam kalitesi kötüleşir. Yorgunluk, gündüz uyuklama, unutkanlık, depresyon, tolerans düşüklüğü gibi yakınmalara neden olabilir. Uzun vadede kardiyovasküler sisteme ters etkileri olabilir. Yüksek vücut ağırlığı ve yağ dağılımının bozuk olmasının hastalığa neden olabilir. Bazı hastalarda yeterli kilo verme ile hastalık iyileşebilir. Ancak zayıf kişilerde de hastalığın görülebileceği unutulmamalıdır. Uyku testi sonucuna göre tedavi planlanır. Bazı hafif derecedeki hastalar anatomileri uygunsa gece uykuda dişlere takılacak hastaya özel hazırlanan ağız içi cihazlardan da fayda görebilirler. Hafif derecedeki hastalarda yumuşak damak ve küçük dil ve bademciklere müdahaleyi içeren ameliyatlarla başarı sağlanabilirken orta ve ağır hastalarda daha komplike ameliyatlar gerektiği için öncelikle PAP tedavisi ön plana çıkar. PAP basitçe hava pompalayan bir cihazdır. Cihaz çeşitli tip maskeler ile buruna bağlanır. Hasta uyku esnasında bu pompanın uyguladığı hava basıncı altında nefes alıp verir. Bu basınç hastanın hava yolunu açık tutarak tıkanmaları önler. Ancak her hasta bu cihazı kullanamayabilir. Bu durumda ameliyat ile tedavi gerekir. Yalnız bu hastalarda hafif hastalarda olduğu gibi yalnız yumuşak damak ve küçük dil ve bademciklere yapılan ameliyatlar yetersiz kalır. Dil, dil kökü veya kemiklere müdahaleyi gerektiren daha komplike ameliyatlar (Dil kökü radyofrekansı, robotik veya minimal invaziv dil kökü eksizyonları, genioglossus ilerletme, maksillo-mandibuler ilerletme vs. gibi) gündeme gelir. Hastalığın şiddeti ve hastanın anatomisine göre uygun olan yöntemler tercih edilir. Ameliyat sonrası hastaların vücut ağırlıklarına özen göstermesi gerekir. Aşırı kilo alımları ameliyatların tedavi edici etkisini ortadan kaldırabilir.